
Sosyal Anksiyete
Sosyal anksiyete kişinin, diğerleri tarafından olumsuz olarak değerlendirileceği birden fazla durumda sürekli olarak, aşağılanacağı, rezil olacağı, utanç duyulacağı biçimde davranabileceğinden korkma durumudur. Diğerlerinin varlığı ile gelişen mantıklı olmayan ısrarcı bir korkudur.
Kişi genellikle bu durumlardan kaçınma eğilimi gösterir, kaçınamadığında ise kaygı belirtileri göstererek utangaç bir tutum sergiler.
Sosyal kaygısı olan kişiler yoğun endişe ve sıkıntı yaşadıklarından kendilerini ifade edecek sözcükleri bulmakta zorlanırlar. Diğerlerinin fark edebileceği şekilde ellerde titreme veya yüzde kızarıklık, alınlarında ter olmasından veya giysilerinin terden kaynaklı ıslak görülebileceğinden huzursuzluk duyarlar. Diğerleri ile birlikte yemek yemek sosyal fobik kişi için oldukça güçtür. Bu kişilerin en büyük korkularından ellerinin titremesidir. Yemeği tabaktan alıp ağızlarına götürürken ellerinin titreyebileceği düşüncesi huzursuzluk yaratır. Başkalarının yanında yazı yazmak ve imza atmaktan kaçınabilirler. Genel tuvaletleri kullanmak da oldukça kaygı uyandırıcı olur.
Sosyal Anksiyete Belirtileri
Sosyal Anksiyete’de ana tema sosyal ortamlarda kötü performans gösterme korkusudur. Sosyal ortamlarda sıklıkla; kalp çarpıntısı, terleme, kızarma, el titremesi gibi belirtiler açığa çıkar. Bu durumda fobik kişiler hem kendi belirtilerini hem de sosyal kaygılarını gerçekte olduğundan daha abartılı deneyimlerler.
Sosyal anksiyeteye sahip bireyler başkalarının ne düşündüğüne çok yoğunlaşırlar Birçok insana göre olumsuz algılanma ve değerlendirilme korkuları daha fazladır. Nihayetinde diğerlerinin düşüncelerini ya abartır yada yanlış yorumlarlar. Zihinlerinden yüzlerce düşünce geçse de genellikle şu üç tema vardır;
- ‘’Yine aynı şeyler olacak.’’
- ‘’ Bana işe yaramaz, garip, aptal vb. diyecekler.’’
- ‘’Onlara rahatsızlık vereceğim.’’
Sosyal Fobinin En Sık Görüldüğü Durumlar
- Başkalarına tanıştırılma
- Restoranda yemek yeme
- İlgi odağı olma
- Başkalarının önünde yazı yazma
- Misafir kabul etme
- Bir iş yaparken izlenme
- Karşı cinsle ilişki kurma
- Topluluk karşısında konuşma
- Umumi tuvaletleri kullanma
Yaygın görülen bir bozukluk olan sosyal anksiyete, genellikle çocukluk veya ergenlik dönemlerinde başlar. Yaşam süresince görülme oranı %2-13 arasındadır.
Zaman zaman toplum tarafından bu özelliklere sahip kişiler ‘’hanım hanımcık bir kız, ne kadar efendi bir çocuk’’ şekilde tanımlansa da sosyal anksiyeteye sahip kişiler özgüven, sosyal ilişkiler, iş yaşantısında oldukça zorlanır ve işlevselliklerinde azalma görülür Dolayısıyla psikoterapi desteği alarak kendisiyle ilgili olumsuz düşünceleri nasıl tanıyacağını ve değiştireceğini öğrenmesi ve sosyal durumlarda güven kazanmasına yardımcı olacak beceriler geliştirmesi önemlidir.
Referanslar
Dilbaz, N. (2000). Sosyal anksiyete bozukluğu: tanı, epidemiyoloji, etiyoloji, klinik ve ayırıcı tanı. Klinik Psikiyatri Dergisi, 3(Supp: 2), 3-21.
Dilbaz N (1997) Sosyal fobi. Psikiyatri Temel Kitabı. C Güle., E Köro›lu (Ed), Ankara, HYB, s.483-492.
Davison, G. C. & Neale, J. M. (2004). Anormal Psikolojisi. (7. Baskı). (İ. Dağ, Çev. Ed.). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.
Öztürk, M. O. & Uluşahin, A. (2014). Ruh sağlığı ve bozuklukları I. (12. Baskı). Ankara: BAYT Yayınları