
Çoçuk Ve Ergenlerde Kayıp Ve Yas Süreci
İnsan bilinci ile algılanan bir gerçeklik ve insanın bu gerçeklik algısındaki var olma hali olarak algılanır yaşam. İnsan, eylemleriyle dahil olarak algıladığı bu gerçekliği sürekli anlamaya çalışır. Büyük oranda varlığını sürdürme gereksiniminden kaynaklanan bu çabadan dolayı insan bilinci için ‘’yok oluş’’ yani ‘’varlığın son buluş’’ kabul etmesi oldukça zor olan bir olgudur.
Bebeklik Döneminde Ölüm Kavramı (0-2 Yaş): Çocuklarda bağlanma davranışının gelişimi ile ilgili yol gösterici bir çok çalışmaya öncülük etmiş olan Bowlby’e göre ölüm kavramının oluşumu nesne sürekliliğinin gelişmesiyle 10-18 ay civarına denk gelmektedir. Bu dönemde bebekler, kaybolan bir nesneyi zihinlerinde tutabildiğinden ölümün kalıcı olan tüm boyutlarını kavrayamasa da ayrılıkla özdeşleştirir. Ayrılık ve kayıp durumlarında çocuklar, yatıştırılamayan ağlama, yatıştırma çabalarını reddetme, huzursuzluk gibi tepkiler verir.
3-6 Yaş Arası Çocuklarda Ölüm Kavramı: Bu dönemde ölüm uyku ve geçici bir ayrılık olarak algılanır. Ölen kişinin geri döneceği düşünülerek, ölen kişi ile birlikte yapılacak planlarından bahsedebilirler. Bu dönemin sonlarına doğru artık ölen kişinin geri gelmeyeceğini yavaş yavaş fark etmeye başlarlar. Kaybın ardından öfke nöbetleri, ağlamalar, kazanılmış becerilerde gerilemeler görülebilir. Bu dönemde yakınını kaybetmiş çocuğa ölen kişinin uyuduğu söylenmemelidir. Bu tarz gerçekçi olmayan açıklamalar çocuklarda kabus görme, uyumak istememe, uyanamamaktan korkma gibi uyku ile ilişkili problemler görülebilir.
6-9 Yaş Arası Çocuklarda Ölüm Kavramı:
Kayıp ve yas çocuklar için üzüntü veren zorlayıcı bir süreçtir. Bu dönemde ölümün bir son olduğu ve ölen kişinin geri gelmeyeceği fark edilir. Ölenin artık nefes almadığı, konuşup hareket edemeyeceği bilinir. Bu sebeple sevilen birinin kaybına karşı yoğun tepkiler gösterebilirler. Özellikle dokuz yaşından küçük çocuklarda ölüm bir ceza olarak algılanabilir, ölümle ilgili kendilerini suçlayabilirler. Bu sebeple çocuğun suçluluk duymaması için ölen kişinin ölümünün sebebi mutlaka uygun bir biçimde açıklanmalıdır. Bu yaş grubunda alt ıslatma, uyku bozuklukları, kabuslar, yeme bozuklukları, ölen kişinin davranışlarını taklit etme, saldırganlık gibi bazı tepkisel davranışlar görülebilir ancak patolojik bir durum olmadığı sürece bu davranışların normal olduğu bilinmekte ve zamanla kaybolması beklenmektedir.
9-12 Yaş Arası Çocuklarda Ölüm Kavramı:
Bu dönemde ölümün kaçınılmaz bir gerçeklik olduğu fark edilir ve ölen kişinin geri dönmesini beklemezler. Yakınındaki kişilerin de bir gün öleceğini bilir ve onların ölümü içerikli kabuslar ve korkular geliştirebilirler. Ölümün sebebi hakkında kesin bir yargıya sahip olamayabilirken yetişkinlerin iyi veya kötü davranışlarının ölümlerine sebep olduğuna inanabilirler. Tıpkı yetişkinler gibi somut şekilde akıl yürütmeye çalışır ve ölüme ilişkin mantıklı ve açıklanabilir sebepler bulmaya çalışırlar.
12 Yaş ve Üzere Çocuklarda Ölüm Kavramı:
Ergenlik dönemi için bir çok kaynak farklı yaş grupları belirlese de UNESCO bu dönemi 15-25 yaş, Birleşmiş Milletler ise 12-25 yaş olarak belirlemektedir. Bu dönemde ergenler adım attıkları yeni gelişimsel sürece dair heyecanlanırken bir taraftan da geride bıraktıkları çocukluğun yasını tutarlar. Çoğu zaman değişken olan duygu, düşünce ve davranışları vardır ve anlaşılmadıkları düşüncesiyle aile ve sosyal çevre ile çatışma içine girebilirler. Böylesine yoğun değişimlerin yaşandığı bu dönemde ergenin bir de kayıp yaşaması süreci daha da zorlaştırabilir. Sevdiği birini kaybeden veya yakınlarından birinin ölüm haberini alan bir ergen tıpkı yetişkinler gibi çok yoğun duygularla derin bir yas sürecine girebilir yada duygularını bastırarak hiçbir şey olmamış gibi davranabilir. Bu hislerden kurtulabilmek için bazen odalarındaki eşyaları, giyim tarzını, fiziksel görünüşünü, müzik zevkini değiştirebilir, zararlı maddelere yönelerek baş etmeye çalışabilirler. Ölüme dair korkuları yatıştırmak için dini, felsefi yorumlamalarda bulunabilirler.
Çocuklarda Kayıptan Sonra Görülen Tepkiler
1-İnanamama, şok ve inkar aşaması; ölümü kabullenmek reddedilebilir. Ağlama, bağırma yada hiçbir tepki göstermeme görülebilir. Bu durumda çocuğun kaybı kabullenmesi için zamana ihtiyacı olduğu fark edilmektedir.
2-Protesto aşaması; sürekli değişen bir ruh hali vardır. Sıklıkla ağlama, huzursuzluk ve özlem duyarlar. ‘’Neden’’ sorgulamaları yapılır.
3-Umutsuzluk aşaması; Özlem, hüzün, öfke, kızgınlıkla karakterize bir aşamadır. Kayıp yavaş yavaş kabul edilmeye başlanır. Ölen kişi özlenirken ölüme dair öfke gösterirler. Çekirdek aile içinde kayıp yaşayan çocuklar suçluluk duyguları hissedebilir.
4-Kabul ve Karar Aşaması; ölen kişinin artık geri dönmeyeceği kabul edilir. Ölen kişiyi özlemle anmak, fotoğraflarına bakmak, onunla ilgili anıları konuşmak, kabrini ziyaret etmek gibi davranışlarla ölen kişi ile farklı bir ilişki geliştirilirken bir tarafın da günlük rutinlere geri dönülmeye başlanır.
*Ölüme dair tepkiler çocukların gelişim basamaklarına, gelişim özelliklerine, mizaç, cinsiyet ve sosyokültürel özelliklerine göre farklılık göstermekle birlikte genel olarak; suçluluk, öfke, özlem, uykuya dalamama, kabuslar, kaygı, alt ıslatma, bebeksi konuşma veya olgun davranışlar, aşırı hareketlilik, içe dönüklük, sosyal geri çekilme, günlük aktiviteleri yapmakta zorlanma, yeme bozuklukları, fiziksel şikayetler ve bedensel ağrılar şeklinde gözlenebilmektedir.
Nasıl Davranmalıyız?
- Fiziksel açıdan yakınlık kurarak onlara güven vermek ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayarak önemsendiği hissettirilmelidir.
- Eski rutinlerine devam etmesi sağlanmalıdır.
- Yaş ve gelişim özellikleri göz önünde tutularak ölümün doğal bir süreç olduğu mutlaka anlatılmalıdır.
- Ölüm haberi verilirken sakin ve şefkatli bir şekilde konuşulmalıdır.
- Soru sormasına izin verilmeli ve sorduğu sorular mutlaka cevaplanmalıdır.
- Zihinlerinde karmaşıklık yaratacak açıklamalardan kaçınarak açık ve anlaşılır açıklamalarla sorularına yanıt vermek ancak paylaşılan bilgilerin dürüst ve doğru olmasına özen gösterilmelidir.
- Ölüm haberini veren kişinin çocuğun güven duyduğu ve yakın ilişkide olduğu biri olmalı ve uygun zaman belirlenerek, güvende hissettiği bir ortamda vermelidir. Çocuğa ölüm haberi geç verilmemeli ve başkalarından duyması beklenmemelidir. Bu durumda çocuk etrafındaki her şeyin ve herkesin farklı bir durum içinde olduğunu fark edecek ancak kendisi ile bilgi paylaşılmadığı için tedirgin olacaktır, bu da güven duygusunu zedeleyerek sürecin zorlaşmasına neden olacaktır.
- Duyguların ifade etmelerine olanak sağlamak ve duygularını yaşamalarına izin verilmelidir.
- Sıklıkla yapılan yanlışlardan biri de çocuğa ölümü anlatırken yetişkinin duygularını ve gözyaşlarını gizlemesidir. Haberi veren kişi ne kadar rol yapar ve duyguları gizlerse çocuk da rol yaparak acısını, duygularını ve gözyaşlarını gizlemeye çalışabilir. Bu sebeple yapılması gereken tek şey tüm doğallığıyla konuşulması ve çocuğun duygu, düşüncelerini ifade etmesine fırsat verilmelidir.
- Ölüm olayından sonraki birkaç gün içinde neler olacağı hakkında bilgi verilmelidir.
- 6 yaş ve altındaki çocuklara ölümü anlatırken uyuyor, uykuya daldı, uzaklara gitti, artık yanımızdan ayrıldı gibi içinde uyku ve ayrılık kavramlarının bulunduğu ifadeler kullanılmamalıdır. Bu türdeki anlatımlar çocuklarda terk edilmişlik duygularına yol açabilmektedir.
- Ölüm haberi verildikten sonra çocuğun yukarıda bahsedilen bazı tepkileri göstermesi durumunda çocuğa anlayışla yaklaşılmalı ve bu tepkilerin yas sürecinden kaynaklandığı, bu süreçte çocuğun kendini ifade etmek ve baş etmek için verdiği tepkiler olduğu unutulmamalıdır.
- Ebeveynlerinden birini yada her ikisi kaybeden çocuklarda günlük rutinlerini nasıl devam ettireceklerine dair kaygı görülebilir. Bu durumda kiminle yaşayacağı, okula nasıl gideceği, yaşamında nasıl değişiklikler olacağı hakkında bilgi verilmelidir.Çocuk okula gidiyorsa öğretmeninin bilgilendirilmesi önemlidir.
Referanslar
Emre, Ü. R. E. R. (2017). Çocuklarda ölüm ve yas üzerine bir inceleme. Dini Araştırmalar, 20(52 (15-12-2017)), 131-140.
Erkut, Z., Balci, S., & Yildiz, S. (2017). Tarihsel süreç içinde çocuk. Çocuk ve Medeniyet, 2(3), 17-28.
Karakuş, G., Öztürk, Z., & Tamam, L. (2012). Ölüm ve ölüm kaygısı. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 21(1), 42-79.
Kaytez, N. (2020). Ölüm ve Çocuk Üzerindeki Etkileri . Avrasya Sağlık Bilimleri Dergisi , 3 (3) , 171-176 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/avrasyasbd/issue/57013/794042
Tümlü, C. (2013). 5-12 yaş aralığındaki çocukların ölüm algısını ifade biçimlerinin incelenmesi (Master's thesis, İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü).
YILDIZ, A. (2004). Çocuk, ölüm ve kayip. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(12), 125-144.